Yılmaz Özdil son yazısıyla sinirleri zıplatacak! Diyanet'e sorduğu soru ortalığı fena yıktı!

Yılmaz Özdil son yazısıyla sinirleri zıplatacak! Diyanet'e sorduğu soru ortalığı fena yıktı!

Sözcü gazetesi Yazarlarından Yılmaz Özdil yazdığı son yazıyla yine gündeme oturdu. Özdil tarafından yazılan yazı adeta gündemi sarstı...

Türkiye'de diyanet işleri başkanlığı tarafından başlatılan Yağmur duası olay oldu. Konu sosyal medyada çok sayıda kişi tarafından tartışılırken bazı yazarlar ve gazeteciler de konuyu haberlerinde köşelerinde eleştirdiler. En dikkat çeken yazı ise Sözcü'de yayınlandı.

Sözcü'de yazıyı yazan isim ise Sözcü'nün sivri dilli yazarlarından Yılmaz Özdil oldu. Yılmaz Özdil Diyanet'e oldukça sert sorular yöneltirken yazdığı yazıyla gündeme bomba gibi oturmayı başardı.. Peki Yılmaz Özdil yazısında neden bu kadar sinirlenmişti? Yazısının her satırında bir olay olduğunu söyleyebiliriz... 

Sözcü gazetesi yazarlarından Yılmaz Özdil yine kendine has uslubuyla sert bir yazı yazdı. Sözcü'de yazılarıyla her zaman olay olan Yılmaz Özdil  bu kez Diyanet'in sağanak yağış uyarısının ardından tüm yurtta yağmur duasına çıkması hakkında "Bilimsel gerçeklere rağmen, mütedeyyin insanlarımızın dini duygularını böylesine alet etmek, Allah ile aldatmak değil midir?" diyerek sert bir soru sordu ve Diyanet'i sert sözlerle eleştirdi... 


Türkiye'nin en çok okunan yazarlarından olan Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, meteorolojinin sağanak uyarısıyla birlikte 43 ilde turuncu uyarı verilmesinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ülke genelinde yağmur duası seferberliği başlatmasını sert sözlerle eleştirerek olay bir yazı yazdı... 

Sözcü'de fırtınalar koparan Yılmaz Özdil'in yazısı şöyle oldu:
 
Diyanet işleri başkanlığında “vakit hesaplama müdürlüğü” var.

Astronomlar çalışıyor.

Namaz vakitlerini, oruç vakitlerini, dini günleri tespit ediyorlar.

Teleskopla gözlem yapıyorlar.


 
Sadece Türkiye'de değil, Güney Afrika'ya giderek, İsveç'e giderek, hilal gözlemleri yapıyorlar, ufuk çizgisini gözlemliyorlar.

Cami inşa edilirken, kıbleyi tespit ediyorlar.

Bilim olmazsa, doğru düzgün namaz bile kılamazsın.

Dünyadaki yerel saatlerle alakalı hesaplamalar yapıyorlar.
 
Diyanet'in resmi internet sayfasında, bu astronomlarımızın hesaplamalarıyla, saniyesi saniyesine, astronomik güneş doğuş, astronomik güneş batış saatleri yayınlanıyor, 100'den fazla ülkenin, 2.500'den fazla şehrin yerel saate göre namaz vakitleri yayınlanıyor.

Farzedelim, Japonya'da bir dağ köyüne gideceksiniz veya Arjantin'de bir sahil kasabasına gideceksiniz, tam olarak o köyün veya tam olarak o kasabanın namaz, iftar, sahur vaktini öğrenmek istiyorsunuz, ne yapacaksınız? Diyanet'in internet sitesine mesaj atıyorsunuz, astronomlar hesaplıyor, size saniyesi saniyesine cevap veriyorlar.

Evlerimize, genellikle mutfaklarımıza astığımız duvar takvimlerindeki namaz vakitlerini, işte bu astronomlar hesaplıyor.

Farzedelim, beş yıl sonra uluslararası futbol şampiyonası düzenleyeceksiniz, o tarihe ramazan bayramı veya kurban bayramı denk gelip gelmediğini merak ettiniz? Ya da ne bileyim, turistik bir ilçenin belediye başkanısınız, önümüzdeki beş yıl boyunca yaz sezonlarına hangi dini günler denk gelecek, merak ettiniz?

Diyanet'e soruyorsunuz, astronomlar hesaplıyor, önce din işleri yüksek kurulu'na, sonra Kandilli Rasathanesi'ne sunuluyor, iki kurum hesaplar üzerinde mutabık kalırsa, başvuru sahibine cevap veriliyor.

Diyanet'in kendisine ait rasathane kurma projesi var.

Biliminsanlarıyla yapılan toplantılar neticesinde iki adres üzerinde yoğunlaşılıyor, Toroslar'a veya Gerede'ye inşa etmeyi düşünüyorlar.

Diyanet astronomları “atmosfer fiziği” araştırması yapmak üzere, devlet bursuyla, İngiltere'ye Norveç'e gönderiliyor.

Eğitim için NASA'ya gönderilen diyanet astronomu bile var.

E, hal böyleyken…

Meteoroloji'nin bütün yurtta sağanak yağış gösterdiği gün, Diyanet'in bütün yurtta yağmur duasına çıkması nedir?

Astronomi bilimine bu kadar yakın bir kurumun, meteoroloji biliminden bu kadar habersiz olması mümkün mü?

Cami avlularında gıybet yapmak için… “Bakın Chp'li belediyeler geldi, memleket kurudu, bizim sayemizde yağmur yağdı” demek için mi?

Bilimsel gerçeklere rağmen, mütedeyyin insanlarımızın dini duygularını böylesine alet etmek, Allah ile aldatmak değil midir?

Aşı siparişinde geç kalan sayın hükümetimizin vizyon kuraklığını örtbas etmek için, koronaya karşı muska projeniz de var mı?